VADİ DEN YASAYANLARIN YASAM ÖYKÜLERİ


Bu hafta sizler ile ‘UZUN BİR VADİDE‘ yaşanan çeşitli yaşam hikayelerini paylaşacağım.

 Kitabın adı: Uzun vadi

 Kitabı 157 sayfadan oluşuyor. Elimizde tuttuğumuz kitap John Steinbecken 3. baskısı. John Steinbeck eserleri ile dünya edebiyatları içerisinde kendi yerini almış. Sık sık romanları ile imgelerimiz de yerini alan Steinbeck, bu sefer 11 faklı öyküleri ile tanıyacağız. Uzun Vadi o kadar yılla rağmen güncelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen bir kitaptır.


 1938 yılında Steinbeck öykülerini Uzun Vadi adlı eserinde toplamıştı. Kitabın ilk sayfasında yer alan sunuş dikkat çekici bir biçimde: Ohio Universitesi öğrencilerinden Merle Danford, Steinbeck üzerine bir tez hazırlar. John, Danfordun ona gönderdiği sorulara sabırla yanıt verir. Lakin söz konusu Uzun Vadi hakkında olan eleştirilere yazdığı notun bir kısmı şöyle: 


.....Ne demek istediğim ya da felsefemin ne olduğu sorusuna gelince, en küçük bir fikrim bile yok. Size var olduğunu söylesem de doğru olmaz. İnsanların incinmesini, aç kalmasını, gereksiz yere üzülmesini istemem. Hepsi bu kadar basit. Kusura bakmayın, bilgelik dolu bir tartışmaya girmeyeceğim. Size karşı dürüst davranacağıma söz vermemiş olsaydım girebilirdim...... 

 

  Bu alıntıda ki gibi sadelik ile yazılan öyküler bizi bekliyor. Steinbeck bu öykülerine çok uzak değildi. Kendisi de öykülerinde anlattığı California Salinas Vadisinde doğmuştu. Bu Vadiyi kısmende olsa tanıması onun için bir avantajdı, çünkü bu Vadide yaşayan insanları anlatıyordu. Karakterlere ve insan ilişkilerine özel bir yer vermiş. 1930’ların hüzünlü ama umutlu, bir o kadarda direngen kişiliklerini yansıtıyor. 

  Umut edin, hayaller adına umut edin. Vazgeçmek acizliktir, vazgeçmeyin diyor. Umut, her acının biteceğini kanıtlayan tek kelimedir. Bir Rus atasözü deki “En son umut ölür”diyor.

  Kitabın ilk cümlesi: Kışın koyu gri sis perdesi Salinas Vadisinin gökyüzüyle ve dış dünyayla olan ilişkisini kesmişti. Yazar bir çok zaman kitabında zaman ve mekan vurgusunu yapıyor. En iyi çelişkiler zaman ve mekan ekseninde yaşanan çelişkiler olacaktı. Tozunu silkelemekti zaman ve mekan anımsatmak istediğimiz. Böylelikle geçmiş ile günümüze ışık tutuyor.

   Kitabi okurken Çok fazla düşünüyoruz ama çok az hissediyoruz fark ettim. Maddiyatçılığa değil, İnsanlığa muhtacız aslında. Kurnazlığa değil İyilik ve anlayışa… Bu değerler olmadan hayat korkunç olur, farkında olmadan her şeyimizi yitiriyoruz.

   Krizantemler, Beyaz bıldırcın, Kaçış, Yılan, Kahvaltı, Baskın, Koşu, İnfazcı, Johnny Bear, Cinayet ve Bakire Azize Katy öyküleri ile yaşamın her bir yönünü ele alan Steinbeck, farklı bir pencereden bakmamızı sağlıyor. Öyküleri ile insan her şeyi anlatmaz, zaten kelimelerde her şeyi anlatmaya yetmez dedirtiyor.

    Steinbeck 1962 yıllında  Nobel  Edebiyat Ödülünü alır  ve 1940 yıllında Pulitzer Ödülü sahibi    gercekci roman-öykü yazarı olur. Steinbeck Roman, öykü ve Senaryo yazarlığı yapar. Edebiyat dünyasında önemli bir yerini alır.

    Sonuç olarak;

    Yalnızca ödüllü bir yazarın değil, düşüncelerini sakınmadan dile getiren, yaşamını tüm açıklığıyla anlatmaktan çekinmeyen, eleştirilmekten yılmayan, çelişkiye düşmekten korkmayan ve polemikten kaçmayan “gerçek” bir insanın, çağına dair derinlemesine izlenimleri. Çağın insanini yorumlamaktan hiç çekinmeyen yazarı büyük zevkle okuyacaksınız.

Deniz Boyraci

 

 

Kommentare

Beliebte Posts aus diesem Blog

Auf der Suche nach der eigenen Identität im Schatten der Freundschaft

Literatur im Zeitalter der sozialen Medien: Geschwindigkeit, Konsum und die Suche nach einer neuen Ausdrucksform

Austens eigentliches Anliegen ist nicht die Liebe, sondern das Urteil