Zekiler ve Akıllılar Değil, Uyum Sağlayanlar Yaşar
Bu hafta Martin Lindstrom'un
Buyology adlı kitabı, Corona döneminin kılavuzu niteliğinde olan bir
eserini okudum.Yazar Covid 19 salgınının dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte sağlık
çalışanlarını isimsiz kahramanlar olarak niteler. Ona göre kahraman sadece olağanüstü
olan değil olağan ya da sıradan olandır da. Bu da bizi kahramanlığı yeniden
değerlendirmeye sürüklemektedir. Kahramanlık böylece elde edilemeyen bir
fanteziden, kişinin emeği ve yaşatmaya dair yürekliliği göstermeye
dönüşmüştür.
Yazar çeşitli konu başlıklarıyla insan ve insan arasındaki ilişkinin
biçimini bir kez daha, Birçok ünlü düşünürün düşüncelerini Covid 19 sürecini de
eklemleyerek yeniden değerlendiriyor ve bu durum okuma serüvenini oldukça
zengin bir hale getiriyor.
Corona Pandemi döneminde herkesin kafasını kurcalayan birçok
soru yada verdiği cevaplarıyla umut yaratıyor. Nereye doğru
gidiyoruz? Coronayla uyumu ve değişimi nasıl sağlarız? Toplumsal ve
ekolojik bozulmayı nasıl durduracağız? Dünyaya bakışımız ne olacak?
Coronalı günlerde ekonominin yönü nereye doğru gidiyor? İhtiyaçlar farklılaşacak mı? onları karşılama yöntem ve ürünleri nasıl
olmalıdır? İnsan ile insan, teknoloji ve marka ilişkisi nedir? Derken,
yazar Kitabında bir çok düşünürün düşüncesini sorunların
çözümünde kod niteliğinde şu şekilde sunuyor bize.
"Yarattığımız dünya bizim düşüncelerimizin bir uzantısıdır.
Düşüncelerimizi değiştirmeden dünyayı da değiştiremeyiz."
Albert Einstein
İhtiyaç duyulan zamanlarda gerçekten bir fark yaratabilirsin
"Yeni bir eylem biçimi düşünmek yerine yeni bir düşünme biçimini
eyleme geçirin.”
Richard Pascal
"Konfor alanının dışına çıkana kadar hayatınızı asla değiştirmezsiniz;
değişim konfor alanının bittiği yerde başlar."
Roy T. Bennett
"Yoldaki bir viraj, yolun sonu değildir. Dönüş yapmayı becerdiğiniz
sürece...
Helen Keller
"Hepimiz ayni dünyaya
bakar ama onu farklı gözlerden görürüz..
Virginia Woolf
"Korku, aklınızdan başka hiçbir yerde var olmaz.”
Dale Carnegie
Yazar aynı zamanda eserinde bizi bu düşünürlerle konuşturuyor adeta.
Hepimiz teknolojinin iletişimi kolaylaştırdığı ve yaygınlaştırdığı
konusunda hemfikirizdir ancak aynı teknoloji aramızdaki ilişkinin biçimini daha
soğuk ve şekli bir hale getirmiştir. Bu ifadeden daha karmaşık olarak
ilişki biçimlerimizi bir vitrine çevirmiştir. Kendi kendimizi, mutluluklarımızı
ve daha nice duyguyu yine bu vitrinden görüp bu vitrinden değerlendirip bu
vitrinden hissediyoruz. Kendimizi içimizden, kendimizle olan muhabbetimizde
tanımlamaktan ve tanımaktan ziyade, elektronik vitrinlerde kendi dışımızı
göstermekle meşgulüz.
Yazarın üzerinde en çok durduğu konu duygudaşlık ve empatiyi hissediş biçimimizdir.
Empatinin en büyük kaynağı düşünce değil duygulardır. Acıyı, mutluluğu
düşünceyle tarif edebiliriz ama bunu aktarabilmemize sebep olan şey
karşımızdakinin de yaşadığı benzer duygulara işaret etmektir. Eğer herkes
benzer duyguları içinde yaşamaktan çok vitrinde sergiliyor, vitrinde tanıyor ve
tanımlıyorsa Empatimiz nereden beslenecek?
Çağımızın yeni yabancılaşması emeğimizin kapsamını aşarak kendimizi ve ötekini
tanıma ve tanımlamaya çıkmıştır.
Diyen yazar Corona virüs ile yüzlerdeki maskelerle mimik ve jestlerin
kaybolması ise durumu daha da vahimleştirdiği görüşünde.
Aslında korona virüs ortaya çıkmadan öncede toplum
birbirinden uzaktı, kalabalık içinde herkes yalnızdı. Corona
virüsün toplum üzerindeki etkisi ise yalnızlık içinde yalnızlığı
yaşatıyor olmasıdır.
Yazarın Hong Kong değerlendirmesini böyle ele alabiliriz. Teknolojinin
gelişmesiyle beraber çalışma hayatının da temposu arttıkça, neredeyse
kendi ellerimizle yarattığımız teknolojiye teslim olduk. Ama teknolojiye esir
olmuşken bunun farkında bile olmadık' Ben her şeye hakimim her şey benim
kontrolümde' mesajını vermeye çalıştık.
Bu durum sanki dünyada çevreyle ilgili ekonomik toplumsal anlamda yaşanan
sorunları yok saydı, yok sayılıp dağ gibi büyüyen sorunlar Covid
19 ile beraber patlak verdi bir anda uyumsuz ve hazırlıksız yakalanan insanlık
kendini kapalı alanlarda izole edilmiş bulurken, Birbirine
dokunmanın insanlar için ne denli önemli olduğu
görüldü.
Ayrıca
Corona bize hala biyolojik bir
yapı olduğumuzu da hatırlattı. Dev gibi büyüyen ekonomi
ve büyük firmalar genel anlamda tüm insanlık Corona önünde
diz çöktü.
Ya da bu istendi...
Fakat insanlık kendisini toparlayıp Corona Pandemisine rağmen
yaşam devam ediyor diyerek geleceğini Corona koşullarıyla uyumlu
tasarlamalı diyor ekonomist yazarımız. Uyumlu meslekler uyumlu mekanlar ve
toplumsal dayanışma uyumu içerisinde yapılmalı.
Yazara göre;
Zekiler ve Akıllılar değil uyum
sağlayabilenler yaşayabilecektir
Her canlının yaşam alanına bir uyum
süreci vardır.
Karşımıza çıkan bütün sorunlarda ayakta kalabilmek için hem
vücudumuzun hem genetik kodlamamızın hem de psikolojik durumumuzun
buna hazır ve uyumlu olması lazım. Yoksa savruluruz belirlemesinde
bulunuyor.
Korku ile iradesizleştirme
nedir?
Korku anlarında irademizi içimizdeki korkunun yatışması için başka bir mercide
devretmeye daha meyilliyizdir. Bu devretme sadece korkuyla mücadele etmek için
mi? Yazar bu konuyu irdeliyor çünkü Corona virüsünün yaydığı korku hiçbir
kurumun şirketin ya da devletin suni koşullarla elde edemeyeceği çaptadır.
Yazar sadece bu korkuya dikkat çekmiyor ayrıca bu korkunun bu irademizi
teslim etme eğiliminizin ileride özgürlüğümüzü, iletişimimizi ve duygularımızı
nasıl etkileyeceğine dikkat çekiyor. Konuyu sadece Covid 19 salgını ile ele
almıyor; salgını da içerisine katarak teknoloji devriminin ve onun yeni
geleneklerinin bizi nereye taşıdığını da irdeliyor. Teknoloji devrimi, yeni
iletişim biçimleri, maskeler, elektronik maskeler ve biz.
İnsanları korkutan farklı Bir-çok etmen vardır.
Bunlar;
Savaşlar, salgınlar, doğal afetler, faşizm,
İktidarlar, devletler... Korkutanlar listesi oldukça uzundur.
Pandemi dönemin de herkes kendisine şu soruları soruyor Corona
olsam ölecek miyim yaşarsam dahi Corona hangi izleri bırakacak vebalı
sayılıp toplum dışı edilecek miyim nihayetinde birbirini tetikleyen
korkular zinciri oluştu.
Toplumun bu korkular ile baş etmesi ve Pandemi sürecine uyum
sağlayabilmesi için iyi yöneticiler iyi pratikçiler ve iyi psikologlar
yetişmeli diyor yazarımız.
Hepimiz
Corona virüs başladığında kendimizi 'Salgın '
filminin fragmanındaymışız gibi bir anda Corona virüsün ortasına
düşmüş hissettik. Dünyada yaklaşık 9 milyar insan
yaşamakta devletlerin politikasına göre güçlüyü
yaşatma devrede yaşlı ve bakıma muhtaç kesimler,
onlar açısından külfet bu süreçte yaşlılar adeta ölüme terk
edildiler. Pandemi süreci Bir dönemin tarih sahnesidir diyebiliriz.
Tüm bunlar yaşanırken Corona virüs şuan hayatımızda onunla uyum
sağlayan yaşayabilecektir.
Bu uyum ekonomik sosyolojik psikolojik birçok anlamda yaşam tarzında
değişiklikleri de beraberinde getirecektir.
Alış-veriş merkezlerinden tutun otomotiv sanayi ve birçok alanda Coronaya
uygun koşullar ve yaşam yaratılarak gerçekleşecektir.
Örneğin artık kapalı mekanlar yerine acık alanlar tercih
edilecektir.
Mağazalar giyim eşyaları dezenfekte eden kabineler oluşturacaktır,
marketlerde alışveriş arabalarının dezenfekte edildiği yıkandıkları
bölümler açabilecek.
Corona pandemi birçok şeyi alırken her şeyi bitirmedi
Yaşam tarzında değişiklik ile yeni ekonomik alanlar açmakta ve insan
insana zaman bulacak ilişki kurabilecek hale getiren yeni kültürel
uyum süreci olabilir.
Her canlının kendi yaşam alanının, kültürünün olduğunu, ona
dokunulunca geri saldırısının oluşacağını da unutmayalım. Doğal denge
tahribatının, toplum üzerindeki etkisi olarak değerlendiriyor.
Kitabımızın yazarını tanıtarak yazımızı sonlandıralım
Martin Lindstrom, Lindstrom şirketinin, kurucusu ve başkanıdır. Dünyanın
önde gelen iş, marka ve kültür dönüşüm grubu, beş kıta da ve 30 ülkede faaliyet
gösteriyor.
TIME dergisi Lindstrom "Dünyanın En Etkili 100 İnsanı” arasında
gösteriyor. Thinkers 50 de beş yıldır üst üste Lindstrom'u dünyanın en iyi 50
iş düşünürü arasında sayıyor.
Lindstrom aranan bir konuşmacı ve New York Times çok satanlar listesine
giren yedi kitabın yazarıdır. Kitapları 60 dile çevrilmiştir. Duyular ve Marka
kitabı The Wall Street Journal tarafından "gelmiş geçmiş en iyi beş
pazarlama ki tabından biri” olarak değerlendirilmiştir. Small Data, TIME dergisi
tarafından "devrim niteliğinde” olarak değerlendirilmiş, yine TIME dergisi
Buyology kitabını “marka çalışmalarında bir dönüm noktası” olarak görmüştür.
Deniz Boyraci
Kommentare
Kommentar veröffentlichen